Haber Detayı
29 Mayıs 2021 - Cumartesi 19:34 Bu haber 4030 kez okundu
 
Hayati Tosun TÜİK’in ÜretimTahminini değerlendirdi
Ekonomi Yazarımız Ziraat Mühendisi Hayati Tosun TÜİK’in ÜretimTahminini değerlendirdi .
EKONOMİ Haberi
Hayati Tosun TÜİK’in ÜretimTahminini değerlendirdi

Algı mı Gerçek, Gerçek mi Gerçek !..

 

TÜİK’in 2021'de tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ile sebzelerin üretimi azalacak açıklamasını duyunca, insanın aklına ‘’ Uyan da balığa gidelim’’ sözü geliyor.

 

Yıllardır pek çok konuda yaptığı açıklamalarla bizlerin tebessüm kaynağı olan TÜİK, yine klasiğini bozmadı. Sevinelim mi ? Üzülelim mi..! bilemedim.

 

Konu özelinde haberin içeriğine bakacak olursak, bence daha uyanamamışlar bile. Yeni açıklanan 81 il, 464 ilçe ve 3.000 çiftçi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre;

 

  • Geçen seneye göre ekim alanım arttı diyen üretici sayısı sadece 16 iken, azaldı diyen oranı 24.
  • Sebzede ekim alanım azaldı diyen oranı 26,
  • Tahıl grubunda azaldı diyen oran ise 23.
  • Endüstriyel ürünlerde bu oran 25.
  •  

Geçen yıla göre, gelirim arttı diyen 21, azaldı diyen 52, aynı kaldı diyen ise sadece 25.

 

Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, bugün kırsalda yaşayan üreticimiz artan maliyetlerle üretemez, üretimi sürdüremez konuma geldi. Kendisine sorulduğunda 64’ü gelirini nasıl arttırabileceğini artık bilemiyor, adeta bir kaos içerisinde sağa sola sürükleniyor.

 

Devletin tarım politikalarından memnuniyeti sorulduğunda ise neredeyse 80’i memnun değil.

 

Hele ki son günlerde gündeme oturmuş KURAKLIK, tarımsal üretimde çok önemli bir tehdit. Bugün üreticinin Kuraklık - Yağışın Azalması - Su Sıkıntısı başlıkları altında 88’i kaygılı.

 

Artan maliyetler yüzünden sürdürülebilir tarım, adeta iflas etmiş durumda. Borç yükü bir kambur gibi belini büküyor, yaşadıkları icra süreçleri ile mağduriyeti daha da artıyor.

 

Ürünler üzerinden bakacak olursak ayçiçeği ve çeltik dışında bölgemizde üretimi artabilecek pek bir şey de gözükmüyor. Özellikle arpa ve buğday, iç bölgelerimizde kuraktan ciddi şekilde etkileniyor.

 

Ülkemizde buğday üretiminde yıllık 20-21 Milyon ton olan üretim miktarı, bu sene 18 milyon ton dahi olamaz. Yani, yine ithalatçı olmaya, yabancı ülkelere kaynak aktarmaya, onların çiftçilerini zengin etmeye devam edeceğiz.

 

Suya muhtaç danelik mısır, şekerpancarı ve soğan, korkulu rüyalar görüyor. Adana ilimizde üretici soğan hasadını bile yapamadı, düşük fiyat dolayısı ile masrafı karşılayamayacak çiftçi, soğanı toprağa geri sürdü.

 

Sebze ekim alanları ise ciddi oranda azaldı. Geçen seneye göre fide satışları bölgemizde 25 azaldı. Açık saha sebze üretimi hızla düşüyor, Çarşamba Ovamızda sebze üreticisi havlu attı. Samsun özelinde Sera alanları geçmiş yıllara göre dörtte bire kadar düştü. Sebze üretiminde açıklanan düşüş rakamına bakarsak sadece 0,3; adeta şaka! gibi.

 

 

Meyvede, ilkbahar donlarından ise zarar hepimizin bildiği bir gerçek. Artışı bırakın geçen seneki mahsulü alabilsek iyi diyeceğim. Fındık bölgesi özelinde Ordu ve Giresun’un orta kuşaklarında 30-40 don zararından bahsediliyor. TÜİK, rekoltenin artacağını ifade ederken ülkemizin en önemli ihraç kaleminde durumun bile farkında değil.

 

Bu kadar rakamla kimseyi boğmak istemezdim ama rakamlara rakamlarla cevap vermek de gerekli. Çünkü TÜİK yıllardır rakamlarla yalan söylemeye, yönetenlerin algı yönetimine destek olmaya devam ediyor.

 

Sözün özü;

Tarımda üretici artan maliyetlerle yatırım yapamıyor, para kazanamıyor ve dolayısı ile her geçen gün üretimden uzaklaşıyor.

 

Buna bir de tarımda bu sene yaşanan kuraklık eklenince, TÜİK istemese de üretim miktarlarında düşüş rakamlarını açıklamak durumunda kalıyor.

 

Yapılan iş, adeta günü kurtarmak. Daha farklı bir ifade ile yönetenin futbol tabiri ile ofsayda düşmemek için yapılmış sözde bir açıklama.

 

Ama işin daha vahimi, bunlardan bi habersiz Tarım ve Orman Bakanının, olayı bu kadar kısır görerek hatta göremeyerek, çiftçinin son iki yılda gelirinin rekor seviyede arttığını söylemesi.

 

Ülkemizde tarımın milli gelire oranı 2002’den bu yana 10,27’den, 5,76’ya kadar düşmüştür. Tarımdaki istihdam rakamı ise en az yarı yarıya azalmıştır. Yine devam eden pandemi süresince açıklanan hiçbir ekonomik pakette tarım, hak ettiği yeri ve desteği alamamıştır.

 

Üzülerek ifade edeyim ki; ülkemizde tarım ‘’Üvey Evlat’’ muamelesi görmektedir. Oysa devlet dediğinin görevi, yeterli ve dengeli beslenmenin bu kadar öne çıktığı bu pandemi sürecinde, desteklerle insanını yeterli gıda ile buluşturmak olmalıdır.

 

Bunun için öncelikle bu ülkede bir üretim planlaması yapılmalı, üreticiye hak ettiği anayasal hak olan miktar kadar destek verilmeli, mevcut borçları yeniden yapılandırılarak tekrar üretime döndürülmelidir.

 

Ülkemiz doğal bir Tarım Cennetidir!

 

Herkes şunu çok iyi bilsin ki; Gıda güvenliği olmayan bir ülkenin ulusal güvenliği de risk altındadır.

 

Tarımda acilen yanlış uygulamalardan dönülmeli, tarımda rant ve çıkar ekonomisi yerine, üretim ekonomisi desteklemelidir.

 

Her konuda olduğu gibi, yöneten siyasi anlayışın yanlış uygulamaları ile her geçen gün kan kaybediyoruz.

 

Yapılacak iş, halka inebilecek, işi bilen liyakatli kadroların ve millet için yönetim anlayışının önünün açılmasıdır.

 

Bu ülke H E P İ M İ Z İ N !..

 

Sen, ben demeden, hep beraber olursak tüm sorunların altından kalkabilir, ülkemizi ve insanımızı hak ettiği refah ve mutluluğa ulaştırabiliriz.

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Coşkun ÖZBEK
Etiketler: Hayati, Tosun, TÜİK’in, ÜretimTahminini, değerlendirdi, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı