Haber Detayı
17 Şubat 2022 - Perşembe 14:04 Bu haber 880 kez okundu
 
Kamu Çalışanlarının Zam İsyanı
TÜM Bel Sen Samsun Şube Başkanı Suat Yıldız, elektriğe, gıda ve tüketim maddelerine, benzin, doğalgaz, su ve mazot zamlarına tepki gösterdi.
SİVİL TOPLUM Haberi
Kamu Çalışanlarının Zam İsyanı

Dayanacak güçlerinin kalmadığını ifade eden Tüm Belsen Samsun Şube Başkanı Suat Yıldız bir basın açıklaması yaptı.

 

Sadece faturaların değil, her şeyin ateş pahası olduğunu belirterek; “, Isınamıyoruz, beslenemiyoruz, barınamıyoruz, geçinemiyoruz.” Dedi.

 

 

Yıldız, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

 

Her yeni güne yeni bir zam haberiyle uyanıyoruz. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Asgari ücrete, memur maaşlarına ve emeklilere yapılan göstermelik artışlar daha emekçilerin cebine bile girmeden eriyip gitti.

 

Toplumun geniş kesimlerinin temel harcama kalemleri olan kira, ulaşım, doğalgaz, elektrik ve gıda ürünlerinde yapılan fahiş zamlar geçinmemizi, ay sonunu getirmemizi imkânsız hale getirdi.

 

KDV indirimi oyunlarıyla suçunu gizlemeye çalışan hükümet yüzünden gıda fiyatları alıp başını gitmiş vaziyette. Temel gıda maddelerinde sadece son bir ay içinde yaşanan artış yüzde 25’i aştı. Son bir yılda yaşanan artış ise 80’i buldu.

 

Yılbaşında elektriğe konutlarda 150 kWh’a kadar tüketime 50, 150 kWh üstüne 125, sanayide 129,2 zam yapıldı. Doğalgaz fiyatları konutlarda yüzde 25, sanayi abonelerinde yüzde 50 arttırıldı. Yani bu soğuk günlerde en düşük gelen faturamız en aziki katına çıktı.

 

Elektriğe ve doğalgaza yapılan zamlar halka ulaşım, içme suyu ve ucuz ekmek hizmeti sunan yerel yönetimlerin maliyetlerini artırarak hem halkın bu kamu hizmetlerini daha pahalıya almasına neden olunuyor hem de bu zamların sorumlusu belediyeler gibi gösterilip halkla yerel yönetimler karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor.

 

Sadece faturalar değil her şey ateş pahası. Isınamıyoruz, beslenemiyoruz, barınamıyoruz, geçinemiyoruz.

 

Yandaş sendikanın Cumhurbaşkanına şükranlarını sunduğu memur maaş zammı; rakamları çarpıtma makinesi haline gelen TÜİK’in Şubat ayı başında açıkladığı yüzde 11’lik resmi enflasyon karşısında dahi pula döndü. Ki bizim kendi yaşamımızdan bildiğimiz, etimizde-kemiğimizde htiğimiz gerçek enflasyon rakamı neredeyse yüzde 100 İşsizlik oranları resmi rakamlara göre bile yüzde 22 Kadınlarda ve gençlerde bu oran çok daha yüksek. Bu, çalışabilecek durumdaki neredeyse her 4 kişiden birinin işsiz olması demektir. Çalışanların yüzde 60’ı ise asgari ücrete mahkûm.

 

 

Halkın neredeyse tamamına bu korkunç faturayı dayatan muktedirler, Saraylarının masraflarından kısmak şöyle dursun, şatafatlarını arttırıp maliyetini halkın sırtına yüklüyorlar; yandaş sermayedarlara ballı ihaleler vererek, vergi afları çıkararak halkın parasını hortumluyorlar; eğitim ve sağlıktan kıstıkları paraları savaş politikalarına, silah sanayicilerine akıtıyorlar.

 

Bunlar da yetmiyor, yeni ekonomik program diye iki gün önce açıkladığı kredi garanti fonu uygulamalarıyla Hükümet, halkın alın terini daha fazla bir şekilde bir avuç yandaşın kasasına aktarıyor. Beşli çete başta olmak üzere patronları korumak için bir kez daha kamu kaynakları seferber ediliyor. Devlet ihaleleriyle, çılgın projelerle Hazine garantili gelir elde eden şirketlerin ödemeleri yapılabilsin diye kamunun tüm kaynakları seferber edilmiş durumda.

 

Yıllardır devam eden kriz ve salgın döneminde yaşanan kısıtlamalar nedeniyle tüm birikimlerini tüketen, gündelik ihtiyaçlarını bile kredi ve borçlarla karşılamaya çalışan halk büyük bir tükenmeyle karşı karşıyadır.

 

Herkes biliyor ki, yaşanan bu durumun tek sorumlusu tek adam rejimi ve onun emek düşmanı politikalarıdır. Siyasi iktidar kendi yandaşlarının kasaları dolsun, kendi çıkar çevrelerinin çarkları dönsün diye halkı büyük bir sefalete sürüklüyor.

 

Siyasi iktidar, yaşanan bu derin ve yaygın yoksullaşma ve toplumsal çöküş tablosu karşısında emekten ve halktan yana çözümler üretmek yerine; sokağa çıkanları 15 Temmuz’culara benzeterek halkı açıkça tehdit ediyor, toplumsal tepkiyi korkuyla sindirmeye çalışıyor. Anayasa’yı çiğneyerek, kanunları yok sayarak, parlamentoyu askıya alarak, yargı organlarını kendine bağlayarak, medyayı teslim alarak, gündelik yaşamı terörize ederek, en ufak bir eleştiriye karşı yargıya talimat vererek susturmaya çalışarak, şarkı sözlerine bile yüksek perdeden çıkışlar yaparak toplumu korkutup, teslim almayı, toplumsal tepkileri bastırmaya çalışıyor.

 

Ancak tüm bu baskı ve saldırılara rağmen korku duvarı yıkılıyor…

 

Ülkenin dört bir yanında yurttaşlar evlerine veya işyerlerine gelen fahiş faturaları yakıp, “GEÇİNEMİYORUZ” diye sokağa çıkıyor. İllerdeki elektrik zamları protestolarını “bölücülük” safsatası ile maniple etmeye çalışan iktidarın karşısında ülkenin dört bir yanında halk, aynı taleplerle sokağa çıkarak cevap veriyor.

 

Kentlerin dışına atılan işçi havzalarında süren sendikalaşma ve insanca ücret talepli işçi eylemleri, basın emekçileriyle, kargo emekçileriyle, kuryelerle kent meydanlarında, ana arterlere taşınıyor;

 

Patronun bir ekmeklik ücret artışını fazla gördüğü için işten attığı Migros işçileri veya Farplas işçileri gibi emekçiler gözaltına alınsa da, işten atılsa da direnişten vazgeçmiyor…

 

Emekçilerin bu direnişleri Yemeksepeti’nde, Migros’ta olduğu gibi halkın boykotlarıyla milyonlar tarafından sahipleniliyor.

 

Ve biz kamu emekçileri yandaş sendikayla ortak bir şekilde dayatılan ve daha bir ay geçmeden resmi enflasyonun dahi gerisinde kalan sefalet zamlarına karşı ülkenin dört bir yanında sokağa çıkıyoruz.

 

Değerli Arkadaşlar,

 

İktidar ne yaparsa ne söylerse söylesin artık mızrak çuvala sığmıyor, emekçiler halk artık susmuyor…

 

Milliyetçilik ve din istismarı üzerinden politika yapan AKP ve ortağı MHP milyonların yükselen sesini kısamıyor. İşçi ve emekçiler, ezilen ve sömürülen milyonlar birbirinden güç alıyor, cesaret ve dayanışma yayıldıkça ülkenin dört bir yanı direnen emekçi eylemleriyle baharın müjdesini veriyor.

 

Yani artık halk yeter diyor ve her gün daha da yaygınlaşan bu emekçi direnişleriyle, yoksul halk protestolarıyla bu sömürü düzenine öfkesini yüksek sesle haykırıyor…

 

Biz yerel yönetim emekçileri de bu sese sesimizi katıyor, ülkenin dört bir yanında ödeyemediğimiz faturaları protesto ediyor, ARTIK YETER diyoruz.

 

Zamların geri alınması için, krizi yaratanların bu faturayı ödemesi için, enerji şirketlerinin kamulaştırılması için herkesi bu mücadeleye omuz vermeye, yan yana gelmeye çağırıyoruz.

 

Taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz!

 

Tüm zamlar geri çekilsin,

 

Enerji üretim ve dağıtım işletmeleri kamulaştırılsın

 

Ulaşım, su ve ekmek üretimi gibi hizmetler sosyal devletin zorunlu kamusal hizmetleri olduğundan belediyelerin bunların üretimi için kullandığı enerji ve akaryakıttan ÖTV ve KDV sıfırlansın

 

Temel tüketim maddelerinde KDV kaldırılsın!

 

Hazine garantili projelere ödemeler durdurulsun!

 

Sefalet zamları yerine herkese insanca yaşayacak ücret verilsin.

 

Başta biz kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçilere gerçek toplu sözleşme düzeni sağlansın.

 

Herkese güvenceli iş, güvenli gelecek."

 

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Coşkun ÖZBEK
Etiketler: Kamu, Çalışanlarının, Zam, İsyanı,
Yorumlar
Haber Yazılımı