Yazı Detayı
28 Ocak 2018 - Pazar 13:49 Bu yazı 1386 kez okundu
 
YENİ MÜFREDAT,ÖĞRETMEN,ÖĞRENCİ
Rüstem KARA
 
 

Değişen müfredat programları kimler tarafından nasıl hazırlandı. Bu uzman kadrolar nasıl oluşturuldu belli değil. Ancak, değiştirilerek 1,5,9. sınıflarda uygulanan müfredat programlarında tekrar bazı değişiklikler yapıldı.

      Öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin görüşleri alınarak hazırlanan müfredattan söz edilmektedir. Değiştirilen müfredat programları nedeniyle eğitim sistemimiz sürekli gündemdedir. Müfredat programlarımız bu gidişle yıllarca sürekli gündemde kalmaya da devam edecektir.

       Bakanımız müfredat değişikliğini açıklarken söyledikleri gerekçeler; "Gelecek nesillerin daha donanımlı olabilmesi için müfredatın yenilenmesi ihtiyacı doğurmuştur. Çağın gereği, ferdin ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda müfredatı yeniledik." şeklindedir. Oysaki müfredatlara ilave edilen bir yenilik yoktur. Aynı ezberci eğitim ve sınavlar sistemi belirsizliği devam etmektedir.

    Değerler eğitimini müfredata koymak yeterli midir? Son yapılan değişikliklerden birisi de değerler eğitiminin müfredatların girişinde olması olarak ifade edilmektedir.

    Siz kamu kurum ve kuruluşlarına mülakatla, kendi düşüncenize yakın olanları alıp diğerlerini eliyorsanız, liyakatı ve sınav başarısını torpille bir kalemde silebiliyorsanız, sendika seçimine kadar kurumların içinde müdahale ediyorsanız, değerler eğitimini müfredatın başına koymuş olmanızın bir anlamı yoktur. Değerler eğitim hayatın kendisiyle çelişiyorsa, orada ahlaklı toplum yetiştiremezsiniz.

     Kendi yakınlarına ve çevresine iş takibi yapan bir idarenin iş başına getirilmesi kurumlarda ve toplumun genelinde iç barışı bozmaktadır. Kurumlara ve yasalara güvensizliği artırmaktadır. Bu koşullar devam ettiği sürece, bakanlığın değerler eğitimi vermesi eşyanın doğasına aykırıdır.

     O nedenle biz bu yapılan değişikliklerin anlamsız olduğunu söylüyoruz. İnanamadığımız, uygulamasını hiçbir zaman göremediğimiz bir dersi ve değerler eğitimini okutmanın anlamı yoktur.

     Milli Eğitim Bakanın açıkladığı verilere göre; yapılan saha çalışmalarına ve anketlere 100 bine yakın öğretmen ve veli katılmış. Ancak bu programların hiçbirisinin eski eğitim sistemine üstünlüğü olmadığı bir gerçektir. Programlardan konuların bir kısmını çıkarılarak yeni müfredatları oluşturmak çağın ihtiyacı olan eğitim müfredatı olamaz. İçi boşaltılmış uygulamalı eğitimden uzak bir taslak program hakkında görüşler istenmiştir. Bu anlayışla ortaya koyulan müfredatla çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim yapılamaz. Biz öğrencilerimize doğruluğu, dürüstlüğü, çalışkanlığı ödüllendiren bir toplumsal düzen sunmadığımız sürece yapılan eğitim yok hükmünde kalır.

     Önümüzde ki sürece yönelik sayın bakanımız, ciddi bir çalışmadan bahsetmektedir. Müfredata uygun eğitim öğretim araçlarından söz edilmektedir. Eğitime yapılan yatırım ve doğru bir eğitim politikası ülkemizin geleceğini kurtarabilir.  Ancak, içinde laik bilimsel eğitim felsefesini taşımayan her eğitim proje ve müfredat programı başarısız olmak zorundadır. FATİH eğitim projesinde olduğu gibi eğitim araçları tabletler ve interaktif tahtalar ise; milyarlarca dolarlık yatırımın boşa gitmesi söz konusudur.

    Laik bilimsel eğitim; her yönü ile her alandaki eğitimin planlı ve uygulamalı olarak yapıldığı eğitim modelidir. İçinde din eğitimi, felsefe eğitimi, fen eğitimi, sosyal bilimler eğitimi, sanat eğitimi, spor eğitimi, müzik eğitimi gibi çeşitli alanlarda çağdaş bir toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlenerek yapılan eğitimdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Köy Enstitülerinde uygulanan eğitim modelidir. Cumhuriyetin temel eğitim felsefesidir.

      Dünyada uygulanan bütün eğitim sistemlerde başarının anahtarı, öğretmenlerdir. Öğretmene eski itibarını kazandıracak adımların atılması sayın bakanımızın yapması gereken ilk iştir. Öncelikle öğretmenlerimizi ekonomik anlamda hak ettikleri koşullara getirmeliyiz. Sonrada hizmet içi eğitimlere almalıyız. O arada çağın ihtiyaca uygun bir üniversite ve öğretmen yetiştirme planlaması yapılmalıdır.

      Öğrencilerimiz ülkemizin geleceğidir. Yıllardır sınavlar sistemi içinde yeteneklerini geliştirmelerine yetenekleri doğrultusunda eğitim almalarına imkan tanımadık. Sınav sonuçlarına göre başarısız damgası vurduk. Tamamen subjektif olan okul başarı puanları ile bir üst öğretime yerleştirme puanlarını hesapladık. Çalmaya çarpmaya yeteneği olmadığı derslerden 100 puan almaya zorladık. Oysaki anayasamızın 42. maddesine göre; zor koşullarda ki öğrencilerimizin beslenme ve yurt ihtiyaçları da dikkate alınarak eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Çocuklarımız ve gençlerimiz cemaat ve tarikat yapılanmalarının yurtlarından kurtarılmalıdır. Eğitim kurumları ticarethane mantığı ile değil, sosyal ve sportif tesisleriyle birlikte düşünülerek planlanmalıdır. .Eğitimde başarı sadece müfredatları değiştirerek gerçekleşemez. Sonuçta, başından beri izlenen süreç ve hazırlanan taslak programlar, bilimsel eğitimin yapılmasına uygun değildir.

 
Etiketler: YENİ, MÜFREDAT,ÖĞRETMEN,ÖĞRENCİ, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı =file_get_contents('http://anti-adblock.adnow.com/aadbAdnow.php?ids=863862,863864,863865');