KESK’ten OVP’ye tepki
KESK’ten OVP’ye tepki
KESK Samsun Şubeler Platformu, emeği ile geçinen tüm kesimleri (OVP) Orta Vadeli Program’a karşı, ortak mücadeleye çağırdı.
İktidarın orta vadeli ve uzun vadeli programlarının emek düşmanı, sermaye dostu olduğunu ifade eden KESK Dönem Sözcüsü Bahtiyar AKINCI konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Biz KESK olarak; üç yıllık dönemin ekonomik ve sosyal politikalarına yön verecek, aynı zamanda bütçenin hazırlanmasında temel alınacak politika belgesi niteliğindeki Orta Vadeli Program (OVP) için her dönem aynı soruları soruyoruz: Bu program kimler için hazırlanıyor? Kimlerin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kimlere dağıtılıyor? Külfet kimlerin sırtına yükleniyor?
TÜİK verilerine göre 4 milyonu kamu emekçisi olmak üzere istihdamda olan yurttaş sayısı 32,5 milyondur. Yaklaşık 10 milyon kişi kayıt dışı çalışmaya devam ediyor. Üstelik bunlara göçmen, sığınmacı pozisyonda olanlar dahil değil. Yine 16 milyonu aşkın emekli var.
Çoğunluğun gelir, refah, yaşam koşullarını en kısa şekilde özetleyecek olursak:
* Sadece enflasyon ve faiz oranlarında değil, gelir adaletsizliğinde de Avrupa ülkeleri içinde birinci sırada yer almaktayız.
* Kayıtlı her iki işçiden biri bugün itibari ile açlık sınırının en az 10 bin TL altında kalan asgari ücretle çalışıyor. Kayıt dışı çalışan 10 milyon kişi başta sosyal güvenlik hakkı olmak üzere yasal haklarından mahrum bırakılıyor.
* Her dört emekliden biri sadaka verir gibi yapılan ek artışlarla bugün 23 bin 552 TL en düşük emekli aylığına mahkum edilirken ortalama maaş da giderek en düşük emekli aylığında eşitleniyor. Her 5 emekliden biri yaşamını sürdürebilmek için yeniden çalışmak zorunda kalıyor. İktidar ülkemizi yeniden çalışmak zorunda kalan emekliler ülkesi haline getirerek yeni bir rekorun altına imza atmıştır!
Peki bu ağır koşullara rağmen OVP biz emekçilere ne vaat ediyor?
“Yıllardır enflasyonu düşüreceğimizi söylesek de her yeni OVP ile bir önceki enflasyon hedefini “güncelleme” kılıfı altında arttırdık. Buna aynen devam edeceğiz.” Diyor.
Hatırlanacağı üzere geçen dönemin Orta Vadeli Programı kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecine denk gelmiş idi. Tüm itirazlarımıza rağmen 2026-2027-2028 yılları için bir kez daha 20 yıldır tutturulamayan OVP enflasyon hedeflerine endeksli toplu sözleşme esas alındı.
En çarpıcı olanı 2027 yılı için yapılacak artış ile mevcut durum arasındaki uçurumdur. İktidar bu OVP ile 2027 enflasyon oranını %21 olarak güncellemiştir. Bilindiği üzere toplu sözleşme ile 2027 yılı için bağıtlanan artış %5 + %4’tür. Yani iktidar enflasyon hedefini tutmayacağını ilan etmesine rağmen toplu sözleşme hükmünü güncellemeye gerek görmemektedir.
Yapılması gereken bellidir: acilen ve ertelemeksizin emekçilerin ek zam talebi karşılanmalıdır!
TÜİK verilerine göre geniş tanımlı işsizlik oranı %30,6’a çıkmıştır. Buna rağmen OVP’de başta gençler olmak üzere güvenceli, kadrolu istihdama ilişkin tek bir cümle bulunmamaktadır.
Bunun yerine; “Yeni nesil çalışma modellerine ilişkin mevzuat düzenlemelerinin etkin uygulanması sağlanacak, mevzuat çalışmaları tamamlanarak güvenceli esneklik yaygınlaştırılacaktır.” Denilmektedir.
İktidar bu ifade ile gençlere güvencesizlik ve esneklik, yani geleceksizlik taahhüt etmektedir!
Bu OVP ile mevcut iktidarın “önceliğinin” kimler olduğu bütçelerden faize ayrılan paylarla bir kez daha teyit edilmiştir.
Öncelik emekçilere, yoksul halka değil faizden, ranttan, özelleştirme talanından beslenenlere verilmiştir.
İktidarın önceliği kime verdiğini ispatlayan rakamlardan birisi de OVP’deki özelleştirme gelirleri kalemidir.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre 1986 yılından itibaren başlanan özelleştirme uygulamalarının %90’ı AKP iktidarı döneminde gerçekleşmiştir.
Halkın birikimlerinin ürünü olan KİT’ler, fabrikalar, tesisler “özelleştirme “adı altında birkaç yıllık karları tutarında, hatta bazen sadece arazilerinin karşılığına bile denk gelmeyen tutarlarda “parsel parsel” sermayeye aktarılmıştır.
Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl 2 devlet köprüsünün ve 8 otoyolun özelleştirmesi iddiaları ciddi bir şekilde gündeme gelmiş, iktidar bu iddiaları yalanlamıştı. Ancak aynı iktidar daha birkaç gün önce Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin ve ikisi çevre otoyolu olmak üzre 8 otoyolun özelleştirme programına alındığı ilan etmiştir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı her ne kadar bunun “satış” değil, 30 yıllığına “işletme hakkı transferi” olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunsa da gerçekler ortadadır.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre bakım ve diğer giderleri düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyollar sermayeye teslim edilmek istenmektedir.
Özelleştirme talanı köprü ve çevre yolları ile sınırlı kalmamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihale kapsamındaki satışlar bir hafta önce tamamlanmıştır. Toplam 46 ilde, 29 bin 218 hektarlık, yani yaklaşık 40 bin futbol sahası kadar ormanlık ve tarımsal alan özel maden şirketlerine satılmıştır.
OVP’ye göre iktidar; 2027’de 183 Milyar TL, 2028’de ise 163,5 Milyar TL özelleştirme geliri elde etmeyi hedeflemektedir. Yani hepimizin ortak varlıklarının; saray iktidarının artan harcamalarını karşılamak, bütçe açığını kapatarak günü kurtarmak ve önümüzdeki yıl belli kesimlere “seçim yatırımı” olarak dağıtılmak üzere sermayeye aktarılmasına devam edilecektir.
İktidar özelleştirmeler yoluyla kamunun gelecek 30 yılda elde edeceği geliri tek seferde, üstelik büyük zararlarla, hazine garantileriyle tek seferde ve kendi iktidarı sürecinde kullanmak üzere elden çıkarmaktadır.
Bir kez daha altını çiziyoruz. Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur.
Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar olmuştur.
Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisini eklemeye devam ediyorlar. Ekonomik ve siyasal tüm programları bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek üzerine kuruludur.
KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna buradan bir kez daha ilan ediyor ve emeği ile geçinen tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz: Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.”
Samsun HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
