EĞİTİM İŞ’ten Enflasyon Ve Yoksulluk Raporu
EĞİTİM İŞ’ten Enflasyon Ve Yoksulluk Raporu
Eğitim iş, Türkiye’de enflasyonun neden düşmediğini ve halkın neden yoksullaştırıldığını araştırdı ve rapor yayımladı.
Raporu kamuoyu ile paylaşan Eğitim İş Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz, "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur" diyerek uzun süre faizi düşüren iktidar, enflasyon artışına neden olmuş, artan enflasyon ile mücadele etmek için tek haneye düşürdüğü faizi son yirmi yılın en yüksek seviyelerine çıkarmıştır. Enflasyonu düşürmeye faiz artışı çözüm olmayınca fatura halkın refahına kesilmiştir.
Maaş ve ücretleri düşük düzeylerde tutmanın enflasyonu düşüreceği her fırsatta dile getirilmiş, ısrarla halk yoksullaştırılmış, buna rağmen enflasyon olduğu yerde kalmış, düşmemiştir.
8. Toplu sözleşme döneminde iktidarın yanlış politikalarının bedelini ödememek için, her gün biraz daha eksilen refahımızı geri kazanmak için, emek sömürüsünün bir politika aracı olmadığını göstermek için bu kez masada emekçinin kazanması için ses yükseltmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. “ dedi.
İŞTE EĞİTİM İŞ’İN O RAPORU:
“Covid-19 salgını ile yaşanan pandemi sürecinde ekonomilerde üretim önemli ölçüde gerilemiştir. Pandeminin sonlanmasının hemen ardından parasal genişleme ile üretim artışı desteklenmiş, büyüme oranları artmış, yaşanan gerileme nerdeyse telafi edilmiştir.
ÜRETİMİ ARTIRACAĞIZ DİYEREK FAİZ DÜŞÜRÜLDÜ
Üretimi artırmak için başvurulan politikalar, üretim girdilerine olan talebi artırmış, girdi fiyatları yükselmiş, bu da arz yönlü enflasyonu beraberinde getirmiştir. Bu noktada ülkelerin ya enflasyonu düşürme ya da üretimdeki artışı devam ettirme yönünde bir karar vermesi gerekmiş, genel olarak ülkeler enflasyonla mücadeleye öncelik vermeyi tercih etmiştir. Türkiye, bu noktada diğer ülkelerden farklı olarak enflasyonu düşürmek yerine “üretimi artıracağız” diyerek dünyada başlayan parasal sıkılaşma ve faiz artırımının aksine faiz düşürmüştür.
MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI TARTIŞMALI HALE GELDİ
2021 yılının Mart ayında yapılan faiz toplantısı ile başlayan faiz düşürme politikası 2023 yılı Mart ayında %8,5’e ulaşmıştır. Pandemi sonrası süreçte faiz tartışmalarına bağlı olarak TCMB başkanları en fazla bir yıl görevde kalabilmiş, yaşanan bu sürekli değişim merkez bankasının bağımsızlığını tartışmalı hale getirmiştir.
Faiz oranlarının düşük tutulması ile hem üretimin artması hem de enflasyonun nedeni faiz olarak görüldüğü için enflasyonun düşmesi beklenmiş ancak kısa vadede işsizlik ile enflasyonun ters yönlü çalıştığı gözden kaçırılmıştır. Ülkede hem üretimi artırarak işsizliği düşürmek hem de enflasyonu düşürmek kısa vadede mümkün değildir.
ARTAN MALİYET KARŞILANAMADI, ÜRETİM GERİLEDİ
Bunun mümkün olmadığını Türkiye uygulamalı biçimde görmüş, düşük faiz oranları, enflasyonu düşürmediği gibi ülkede üretimi de artırmamış, hatta gerilemesine neden olmuştur. Çünkü faiz düşüşü ülkeden yabancı para çıkışını hızlandırmış, kur artmış ve Türkiye ağırlıklı olarak ara mal ithalatına bağlı üretim yaptığı için artan maliyet karşılanamamış, üretimde gerileme meydana gelmiştir.
Özellikle sanayi sektöründe yaşanan gerileme ülkeyi hem yüksek enflasyon hem de gerileyen üretim ile karşı karşıya bırakmıştır. Sanayi üretim endeksi değişim oranlarına bakıldığında yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi özellikle 2024-2025 yıllarında üretimde ciddi düşüşler yaşandığı görülmektedir.
TÜRKİYE’NİN POLİTİKASI NE ÜRETİMDE NE DE ENFLASYONDA KARŞILIK BULMADI
Sonuçta Türkiye’nin faiz düşürme politikası ne üretimde ne de enflasyonda karşılık bulmamış, politikaların yönü tamamen enflasyon ile mücadeleye çevrilmiştir. Öncelikle %8,5’e kadar düşürülen faiz tekrar artırılmış, düşük faiz hayalleri yerini son yirmi yılın en yüksek faiz oranlarına bırakmıştır. Buna rağmen ülkeye giriş yapan yabancı para beklenen düzeye çıkmamış, kur sürekli baskılanmıştır. Yanlış politikalar ülkede yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek faiz, düşük üretim düzeyi ve kaçınılmaz olarak artan işsizliğin nedeni olmuştur.
TÜRKİYE’DE ENFLASYONU DÜŞÜRMEYE YÖNELİK POLİTİKALARA ÖNCELİK VERİLMESİNE RAĞMEN ENFLASYON NEDEN DÜŞMÜYOR?
Pandemi sonrası verilen yanlış karar ile enflasyon ekonomideki en önemli sorun haline gelince politikaların yönü ağırlıklı olarak enflasyon ile mücadeleye dönmüş, düşürülen faiz oranları tekrar artırılmış ancak enflasyon düşmemiştir. Faiz düştüğü için enflasyon arttıysa faizi artırdığımızda enflasyon neden düşmüyor sorusunun bir çok cevabı vardır.
TCMB (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tarafından faiz artırımlarının istikrarlı olmaması, açıkça faiz artışı ifadesinin kullanılması yerine sıkılaşma ifadelerine yer verilmesi bankanın bağımsızlığını tartışmalı hale getirirken, önceki süreçte faiz artırımı yapan başkanların görevden alınması yabancı yatırımcılar için tedirginliği artırmış, yabancı para girişleri beklenenden yavaş olmuştur. Haliyle bu durum enflasyonun kontrol altına alınmasında yeterli olmamıştır.
YILLARCA SADECE ÜCRET VE MAAŞLAR BASKILANDI, TÜKETİM KONTROL EDİLMEYE ÇALIŞILDI
Diğer taraftan sadece ücret ve maaşların baskılanması ile tüketimi kontrol altında tutma çabası yıllardır yoksuldan alıp zengine vermekten başka bir amaca hizmet etmemiştir. Bu dönemde de başvurulan aynı yöntem ile ücret ve maaşlar düşük tutulurken işverenlerin kârları her dönem katlanarak artmıştır. Enflasyonun sabit gelirliyi yoksullaştırırken değişken gelirliyi daha varlıklı hale getirdiği bilinen bir gerçektir. Bu gerçek devlet politikaları ile güçlendirildiğinde bozulan fiyatlama davranışları ile yani üreticilerin ürünleri çok yüksek düzeylerde fiyatlamasıyla kâr enflasyonu oluşmuştur. Sonuçta enflasyon düşmemiş, hatta daha kalıcı hale gelerek gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştirmiştir.
TÜİK ENFLASYONU DÜŞÜK DÜZEYDE AÇIKLANDI
Ücret ve maaş artışlarının üreticiyi maliyet açısından zorlayacağı, tüketim artışının enflasyonu tetikleyeceği söylemleri ile asgari ücrete iki yıl ara zam dahi verilmeyerek, TÜİK enflasyonu düşük düzeylerde açıklanarak, toplu sözleşmede düşük zam oranları belirlenerek maaşlı ve ücretlilerin refahında yaşanan kayıplarla halktan beklenen fedakârlık bütçeden yapılmamış, sürekli artan dolaylı vergiler enflasyonun düşmemesinin nedenlerinden biri olmuştur.
Sonuçta başından itibaren atılan yanlış adımların ve yanlış politikaların ülkeyi getirdiği enflasyon sorununa karşı tek çözüm yine halkı yoksullaştırmakta aranmış, enflasyonun asıl nedenleri üzerinde çözüm oluşturma fikrine dahi yaklaşılmamıştır.
POLİTİKA YAPICI KURU7MLARA GÜVEN SAĞLANMALI
Ülkenin politika yapıcı kurumları güven sağlamadıkça, fiyatlama davranışlarındaki bozulma telafi edilmedikçe, vergi artırımları ile ilgili düzenleme yapılmadıkça düşük tutulan ücret ve maaşların enflasyonu düşürmeyeceği sadece toplumu yoksullaştırmaya devam edeceği, toplumda kalıcı hasarlar bırakacağı açıktır.
EĞİTİM-İŞ OLARAK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ
Eğitim-İş olarak; 8. Toplu Sözleşmede halkın emeğini sömürerek yapılacak her türlü enflasyonu düşürme politikasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Soframızdan çalınanlarla ne zenginleri daha zengin etmenize ne de yanlış ekonomi politikalarının faturasın halka ödetmenize izin vermeyeceğiz.”
Samsun HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

