dsp banner

KESK’li Kadınlardan Kayseri Kızılay Başkanı’na Tepki

SİVİL TOPLUM (Web Sitesi) - Web Sitesi | 20.05.2026 - 17:09, Güncelleme: 20.05.2026 - 17:09 571 kez okundu.
 

KESK’li Kadınlardan Kayseri Kızılay Başkanı’na Tepki

Samsun’da KESK’li kadınlardan ,Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’nin sosyal medya hesabından paylaştığı videoda kullandığı, kadınlara yönelik ifadelere sert tepki geldi.
KESK kadın Meclis üyeleri, Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’ye sert tepki gösterdi. KESK Kadın Meclisi üyelerinin konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında kadınları hedef alan ayrımcı, cinsiyetçi ve gerici söylemler karşısında gerekli adli ve idari süreçler derhal işletilmesi gerektiği ifade edildi. Samsun KESK Kadın Meclisi Adına basın açıklaması yapan Yapı-Yol Sen Şube Sekreteri Uğurcan ALBAK, şu ifadelere yer verdi: ”Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’nin sosyal medya hesabından paylaştığı video ile kadınların kamusal alanda, çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamın içinde yer almasını hedef alan ifadeler kullanması; kadınların yaşam biçimine müdahaleyi meşrulaştırmaya çalışması kabul edilemezdir. Tepkiler sonrası paylaşımın kaldırılmış olması ise sarf edilen sözlerin yarattığı toplumsal tahribatı ve temsil ettiği gerici zihniyeti ortadan kaldırmamaktadır.   Kadınlara “evde kalmayı” öğütleyen anlayış; kadınları yalnızca aile içinde tanımlanan rollerle sınırlamak isteyen erkek egemen sistemin açık bir yansımasıdır. Kadınların eğitim hakkını, çalışma hakkını, kamusal alanda eşit ve özgür biçimde var olmasını hedef alan her söylem; demokratik, laik ve eşitlikçi toplum idealine yönelmiş açık bir saldırıdır. Kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasını isteyen bu zihniyet, yalnızca kadınların değil toplumun tümünün özgürlük alanını daraltmaktadır.   Bugün kadınların yaşam tarzına müdahale eden, onları eve kapatmayı “erdem” gibi sunan anlayış; yıllardır sürdürülen toplumsal cinsiyet eşitsizliği politikalarının ürünüdür. Eğitim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının sistematik biçimde dışlanması, karma eğitimin hedef alınması, kız çocuklarının eğitim hakkını zayıflatan uygulamalar, kadın emeğinin görünmez kılınması, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve kadınları yalnızca “aile” üzerinden tanımlayan politikalar aynı bütünün parçalarıdır.   Kadınların yaşamı, emeği, bedeni ve geleceği üzerinde söz söyleme hakkını kendinde gören hiçbir kişi, kurum ya da makam meşru değildir. Kadınlar; evlere, mutfaklara ve aile içi rollere hapsedilecek nesneler değil; yaşamın, üretimin, bilimin, sanatın, eğitimin, siyasetin, sendikal mücadelenin ve kamusal alanın eşit özneleridir. Tarih boyunca kadınların verdiği mücadele sayesinde kazanılmış hakları hedef alan hiçbir gerici anlayışı kabul etmiyoruz.    Kadınların yıllardır büyük bedeller ödeyerek kazandığı hakları geriletmeye yönelik her açıklama, kadınlara yönelik şiddeti ve ayrımcılığı besleyen bir iklim yaratmaktadır. Kadın cinayetlerinin, erkek şiddetinin ve ekonomik eşitsizliklerin bu denli arttığı bir dönemde; kadınları toplumsal yaşamdan çekilmeye çağıran söylemler son derece tehlikelidir. Bu tür açıklamalar yalnızca bireysel görüş olarak değerlendirilemez; kadınların toplumsal varlığını hedef alan politik atmosferin bir parçasıdır.    Son dönemde art arda yaşanan kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kamuoyunda büyük tepki yaratan vahşi saldırılar; kadın düşmanı söylemlerin nasıl bir toplumsal iklim yarattığını bir kez daha göstermektedir. Kadınların yaşam hakkının her geçen gün daha fazla tehdit altında olduğu bir dönemde, kadınları kamusal yaşamdan çekilmeye çağıran, itaati ve eve kapanmayı dayatan açıklamalar şiddeti besleyen anlayışın parçasıdır.  Kadınların yaşam tarzına, emeğine ve varoluşuna yönelik her saldırı; erkek şiddetini cesaretlendiren politik ve toplumsal zemini güçlendirmektedir. Bu nedenle kadın cinayetleri münferit olaylar değil; eşitsizliği, cezasızlığı ve erkek egemen zihniyeti besleyen sistematik bir sorunun sonucudur.   Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: kadınları hedef alan ayrımcı, cinsiyetçi ve gerici söylemler karşısında gerekli adli ve idari süreçler derhal işletilmelidir. Toplumun her alanında eşitliği savunmakla yükümlü kurumlarda görev yapan kişilerin kadın düşmanı söylemleri meşrulaştırmasına sessiz kalınmamalıdır.  Samsun KESK Kadın Meclisi olarak; kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kadınları eve hapsetmek isteyen zihniyete karşı; yaşamın her alanında eşitliği, özgürlüğü, laikliği, kamusal hakları ve emeğin hakkını savunmayı sürdüreceğiz. Kadınlar susmayacak, itaat etmeyecek, yaşamdan vazgeçmeyecek. Eşit, özgür ve laik bir yaşamı birlikte kuracağız. "                               
Samsun’da KESK’li kadınlardan ,Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’nin sosyal medya hesabından paylaştığı videoda kullandığı, kadınlara yönelik ifadelere sert tepki geldi.

KESK kadın Meclis üyeleri, Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’ye sert tepki gösterdi.

KESK Kadın Meclisi üyelerinin konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında kadınları hedef alan ayrımcı, cinsiyetçi ve gerici söylemler karşısında gerekli adli ve idari süreçler derhal işletilmesi gerektiği ifade edildi.

Samsun KESK Kadın Meclisi Adına basın açıklaması yapan Yapı-Yol Sen Şube Sekreteri Uğurcan ALBAK, şu ifadelere yer verdi: ”Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli’nin sosyal medya hesabından paylaştığı video ile kadınların kamusal alanda, çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamın içinde yer almasını hedef alan ifadeler kullanması; kadınların yaşam biçimine müdahaleyi meşrulaştırmaya çalışması kabul edilemezdir. Tepkiler sonrası paylaşımın kaldırılmış olması ise sarf edilen sözlerin yarattığı toplumsal tahribatı ve temsil ettiği gerici zihniyeti ortadan kaldırmamaktadır.

  Kadınlara “evde kalmayı” öğütleyen anlayış; kadınları yalnızca aile içinde tanımlanan rollerle sınırlamak isteyen erkek egemen sistemin açık bir yansımasıdır. Kadınların eğitim hakkını, çalışma hakkını, kamusal alanda eşit ve özgür biçimde var olmasını hedef alan her söylem; demokratik, laik ve eşitlikçi toplum idealine yönelmiş açık bir saldırıdır. Kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasını isteyen bu zihniyet, yalnızca kadınların değil toplumun tümünün özgürlük alanını daraltmaktadır.

  Bugün kadınların yaşam tarzına müdahale eden, onları eve kapatmayı “erdem” gibi sunan anlayış; yıllardır sürdürülen toplumsal cinsiyet eşitsizliği politikalarının ürünüdür. Eğitim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının sistematik biçimde dışlanması, karma eğitimin hedef alınması, kız çocuklarının eğitim hakkını zayıflatan uygulamalar, kadın emeğinin görünmez kılınması, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve kadınları yalnızca “aile” üzerinden tanımlayan politikalar aynı bütünün parçalarıdır.

  Kadınların yaşamı, emeği, bedeni ve geleceği üzerinde söz söyleme hakkını kendinde gören hiçbir kişi, kurum ya da makam meşru değildir. Kadınlar; evlere, mutfaklara ve aile içi rollere hapsedilecek nesneler değil; yaşamın, üretimin, bilimin, sanatın, eğitimin, siyasetin, sendikal mücadelenin ve kamusal alanın eşit özneleridir. Tarih boyunca kadınların verdiği mücadele sayesinde kazanılmış hakları hedef alan hiçbir gerici anlayışı kabul etmiyoruz.

   Kadınların yıllardır büyük bedeller ödeyerek kazandığı hakları geriletmeye yönelik her açıklama, kadınlara yönelik şiddeti ve ayrımcılığı besleyen bir iklim yaratmaktadır. Kadın cinayetlerinin, erkek şiddetinin ve ekonomik eşitsizliklerin bu denli arttığı bir dönemde; kadınları toplumsal yaşamdan çekilmeye çağıran söylemler son derece tehlikelidir. Bu tür açıklamalar yalnızca bireysel görüş olarak değerlendirilemez; kadınların toplumsal varlığını hedef alan politik atmosferin bir parçasıdır.

   Son dönemde art arda yaşanan kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kamuoyunda büyük tepki yaratan vahşi saldırılar; kadın düşmanı söylemlerin nasıl bir toplumsal iklim yarattığını bir kez daha göstermektedir. Kadınların yaşam hakkının her geçen gün daha fazla tehdit altında olduğu bir dönemde, kadınları kamusal yaşamdan çekilmeye çağıran, itaati ve eve kapanmayı dayatan açıklamalar şiddeti besleyen anlayışın parçasıdır.  Kadınların yaşam tarzına, emeğine ve varoluşuna yönelik her saldırı; erkek şiddetini cesaretlendiren politik ve toplumsal zemini güçlendirmektedir. Bu nedenle kadın cinayetleri münferit olaylar değil; eşitsizliği, cezasızlığı ve erkek egemen zihniyeti besleyen sistematik bir sorunun sonucudur.

  Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: kadınları hedef alan ayrımcı, cinsiyetçi ve gerici söylemler karşısında gerekli adli ve idari süreçler derhal işletilmelidir. Toplumun her alanında eşitliği savunmakla yükümlü kurumlarda görev yapan kişilerin kadın düşmanı söylemleri meşrulaştırmasına sessiz kalınmamalıdır.

  Samsun KESK Kadın Meclisi olarak; kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kadınları eve hapsetmek isteyen zihniyete karşı; yaşamın her alanında eşitliği, özgürlüğü, laikliği, kamusal hakları ve emeğin hakkını savunmayı sürdüreceğiz.

Kadınlar susmayacak, itaat etmeyecek, yaşamdan vazgeçmeyecek.
Eşit, özgür ve laik bir yaşamı birlikte kuracağız. "                               

Samsun HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karadenizhayat.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.