Samsun Tabip Odası Dr. Kamil Furtun’u Unutmadı
Samsun Tabip Odası Dr. Kamil Furtun’u Unutmadı
2015 yılında, görevi başında katledilen Dr. Kamil Furtun, katledilişinin 11.yılında Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kamil Furtun Yerleşkesinde düzenlenen törenle anıldı.
Törende Samsun Tabip Odası Yönetim Kurulu ve üyelerinin yanı sıra,CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ ve Tabipler Birliği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Murat Erkan da katyıldı.
Samsun Tabip Odası Başkanı Nedim Ecevit anma töreninde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:” Bir 29 Mayıs daha geldi. Sağlık camiası olarak, hele de Samsun’ da, hüznü en derinden hissettiğimiz bir gün.
Kamil Furtun; Emek verilen bir evlattı, sevgili bir eşti, emek veren sevgi dolu bir babaydı ve hayat kurtarmaya adanmış bir ömürdü.
Ülkemize dayatılan ve işbirlikçileri ile hayata geçirilen “Neoliberal politikalar” sağlıkta yozlaşmanın, sonrasında da çöküşün ana unsurudur. “SAĞLIKTA ŞİDDET” yozlaşmanın yansımalarından en önemli olanlarındandır.
Bu şiddetin kurbanlarından biri de 2015 yılında, hunharca katledilerek, bizden koparılan Dr. Kamil Furtun’dur.
Sağlıkta şiddeti yalnızca “güvenlik sorunu” olarak tanımlamak sorunun kök nedenlerini görmezden gelmek olur. Oysa bu şiddet, sağlık sisteminin piyasalaştırılması, hekimlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve sağlık sisteminin özünden uzaklaştırılmasının doğal sonucudur. Yani, sağlıkta şiddet konusu bilinçli siyasi söylemlerin ve siyasi algı ile oluşturulan toplumsal beklentilerin kesiştiği çok yönlü kriz alanıdır. Bilinçli siyasi söylemlerin amacı, hekim ve tüm sağlık çalışanlarını, bu hatalı sistemin günah keçisi ilan etmeye yönelik hedef şaşırtma operasyonudur.
- yıldır ülkeyi yöneten zihniyet, 2002 yılı itibarıyla sağlığı, neoliberal sağlık politikalarının eline terk etmiştir. Sonuçta;
- “Sağlıkta Dönüşüm” ile hastalar, sağlık sisteminin paydaşı olmaktan çıkarılıp “müşteri”, sağlık ise “ticari bir meta” haline getirilmiştir,
- Bilinçli siyasi söylemler, iktidarın hekimleri ve sağlıkçıları değersizleştirmeye çalışan ve hedef gösteren dili, şiddeti meşrulaştırarak, hekimin toplumdaki saygınlığını bilinçli olarak aşındırdı.
- Popülist politikalarla sevk zincirinin sağlanmaması ve kışkırtılmış talep sonucu, hekimlerin, tükenmişliği artarken, iyi hekimlik kriterleri de uygulanamaz hale geldi. Hasta tarafındaysa, sağlık hizmetine erişim zorlaştı, randevu sistemi yetersiz kaldı. Branş hekimleri ile çözülmesi gereken hastalıklar acilleri doldurmakta. Hasta ve yakınları derdini anlatamadığı bu hatalı sistemden kaynaklı öfkesi, sağlıkta şiddeti besler hale geldi.
- Sağlıkta şiddete karşı uygulamadaki yetersizlikler, şiddete eğilim gösterenleri cesaretlendirmektedir. Tam tersi olarak da sağlık çalışanlarında adalet ve güven duygusunun yitirilmesine neden olmaktadır. Caydırıcı olmayan cezalardan dolayı sağlıkçılar, sağlık alanlarının “şifa yuvası” değil, “risk alanı” olarak görülmeye başlanmıştır.
- Ülkemizde sağlık politikalarının oluşumunda katkı sunması gereken ve sahanın gerçeklerini en iyi bilen meslek örgütümüz TTB olmak üzere uzmanlık derneklerinin dışlanması ise, siyasi idarede, “sağlıkta şiddet” konusunda çözüm için yeterli isteğin olmadığının göstergesidir.
Her şey ortadadır. Bu sistem yozlaşmış, iflas etmiş ve artık çökmüştür. Elbette değişmelidir. “BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN!” söyleminin hayata geçirilmesi ve başka bir sağlık sistemini hızlıca oluşturacak adımların atılması gerekir.
Bunun için köklü bir zihniyet değişikliğine, neoliberal politikalarla bezenmiş “Sağlıkta Dönüşüm” devrinin kapatılmasına ihtiyaç vardır! Bunun yapılabilmesi demek, Türk Tabipleri Birliği’nin yıllardır öngördüğü;
- Performans odaklı ya da başarıyı anket puanı ile ölçen sağlık sisteminin kaldırılması,
- Sağlık sistemini “ticari- meta”, hastayı “müşteri-” gören ve Sağlıkta şiddetin körükleyen sistemin yerini “Hekim- Hasta Güveni” ilişkisine bırakması
- “Popülist Politikalar” ve “Kışkırtılmış Sağlık Hizmeti” yerine koruyucu hekimliği ve sevk zincirini önceleyen yapının gerçekleştirilmesi,
- Şiddeti meşrulaştıran söylemi ve Cezasızlık kültürünün kesin bir şekilde sonlandırılmasının sağlaması,
- Kamu kaynaklarının, sağlıkta özel sektöre aktarılmasından vazgeçilmesi,
- “NİTELİKLİ-ERİŞEBİLİR-EŞİT- KAPSAYICI- KAMU ALANINDA ÜCRETSİZ” sağlık hizmeti politikalarının gerçekleştirilmesi anlamına gelir.
Ancak biliyoruz ki mevcut siyasi erk bunları yapamaz!
Bu özeleştiriyi yapması, 2002 yılında başlattığı “Sağlıkta Dönüşüm” programından vaz geçmesini gerektirir. Bu da ülkeyi yönetenlerin siyasi rantı, ucuz ve hızlı hizmet illüzyonunu, popülist söylemleriyle toplumda yarattığı beklentiyi kaybetmesi demek olur. Bunu göze alamaz.
Göze alamadığı gibi, daha büyük rant için, devasa fakat işlevselliği tartışılan, ne sağlıkçı ne de hasta olarak insanı öncelemeyen, hekimleri yalnızlaştıran, çalışanları robot haline getiren şehir hastaneleri yapımına devam ettiler. Boşaltılan sağlık yapılarının özelleştirme yolunu tercih edip şehrin, kamuya ait, en gözde yerlerini talana açmaktan geri kalmadılar.
Bunu dile getirdiğimizde de, “buraların özelleştirmesinden elde edilecek gelirle semt-mahalle hastaneleri” yapacaklarını söylüyorlar. Sormazlar mı adama, “Yeni hastaneler yapacaksanız, neden halkın bildiği, ulaşılabilir alanlardaki hastaneleri kapatıp özelleştiriyorsunuz?” diye! Yani inandırıcı değiller, rant peşinde koşmaya devam ediyorlar. İşte, tüm bunlardan ötürü yanlış ve hatalarla dolu, bu çökmüş sağlık sisteminden vaz geçmeleri mümkün değil!
Sonuç olarak; eğitim, adalet, güvenlik, ekonomi, sosyal yaşamda olduğu gibi ülkemizi ülke yapan pek çok sistem yaz-boz tahtası gibi hatalarla dolu. Her alanda rantın öne çıkarılması, sosyal devlet anlayışının terk edilişi ve liyakatsizlik sağlıkta da almış başını gidiyor.
Sonuçta görülüyor ki; “Sağlıkta Dönüşüm” adı altında dayatılan ve devam edilmeye çalışılan sistemde, ne sağlıktaki şiddet azalacak ne de sistemdeki tıkanıklık düzelecektir. Mevcut sistemi dayattıkları sürece daha da kötü olacağı kesin. Çünkü sonuçlar, bu yanlış sistemin kaçınılmaz, ölümcül yan etkisidir.
Dr. Kamil Furtun’ un görevi başında katledilişi, bu sürecin ve “SAĞLIKTA ŞİDDET” in en trajik sembollerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır. Sağlıkta şiddet sadece hastane koridorlarında yaşanan münferit olaylar değil; hekimin meslek onurunu, sağlık çalışanlarının yaşam hakkını ve toplumun geleceğini tehdit eden sistematik bir krizdir.
Dr. Kamil Furtun ve diğer tüm sağlık şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken, bu karanlık tablonun temel taşlarına bakmak hayati önem taşımaktadır. Onun ve tüm sağlık şehitlerimizin anısı, sağlık çalışanlarının daha güvenli, mesleki değerlere sahip çıkan çalışma ortamı için güçlü bir referans noktası olmayı sürdürecektir. Bu ortamın oluşması için de TTB ve Tabip odalarımız olarak elimizden gelen her şeyi yapmaya. “BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN!” diye haykırmaya devam edeceğiz.”



Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
